AKUPUNKTUR

   Modern tıbbi uygulamalarla etkili sonuç alınamayan yukarıdaki birçok kronik hastalıkta, akupunktur tedavisiyle daha iyi ve etkili sonuçlar alınabilmektedir. Ömür boyu ilaç kullanımını veya cerrahi girişimi gerektiren bu tür hastalıklarda öncelikle akupunktur tedavisinin denenmesi önemlidir.

   Akupunktur Nedir?

  Yaklaşık 5000 sene önce Çin’de uygulanmaya başladığı bilinen bir tanı ve tedavi yöntemidir. Zamanla Japonya ve Asya kıtasının farklı kültürlerinde, özellikle Orta Asya Türk toplumlarının tıbbi uygulamaları arasında yer almıştır. Uygur tıbbı kendine özgü akupunktur uygulamaları geliştirmiştir. Bu yöntem 17 yy Avrupa ülkelerinde de tanınmaya başlamıştır.
Bu sistem battı tıbbının organ ve dokular temelinde tanımladığı/açıkladığı hastalık ve tedavi süreçlerini, insan vücudunda yer alan enerji meridyenlerinde ki enerji dönüşümleri ile açıklamaktadır.
  Vücudumuzda 360 adet akupunktur noktasının üzerinde bulunduğu 12 adet çift ve 2 adet tek meridyenden oluşan ana enerji kanalları bulunmaktadır. Bu meridyenlere ilave olarak 8 adet de ekstra meridyen bulunur. Bu meridyenler, yaşam enerjisi olan Qi’nin yin ve yang döngüsüne göre sürekli dönüştüğü enerji kanallarıdır.
  Akupunktur felsefesinin temelini oluşturan Yin ve Yang kavramları, hayatı düzenleyen doğal dengenin simgesel görüntüleridir. Mevsimsel değişiklikler, büyüme, çürüme, iklim kaymaları, sesler, renkler, duygulanımlar ve insan fizyolojisindeki doğal dönüşüm süreçlerini belirtir. Her bir enerji formu, varlığı oluşturan temel beş elementten biri ile bağlantılıdır.
  Geleneksel Çin Tıbbında sağlık vücutta Qi olarak isimlendirilen enerji dengesinin sonucu olarak görülmektedir. Bu enerji dengesi bozulduğunda sağlık bozulmakta ve hastalık oluşmaktadır. Akupunktur noktalarına iğnelerin batırılması, meridyenler boyunca akan Qi enerji dengesini onararak sağlığı düzenler.

  Akupunkturun Klinik Etkileri

  Akupunkturun klinik etkileri, insan ve hayvan çalışmalarına dayalı birçok farklı araştırmada ortaya konmuştur. Bu etkiler karmaşık ve büyük oranda nörokimyasal, fizyolojik ve psikolojik faktörlerin etkileşimi sonucudur.
  Akupunkturun analjezik etkisinde endojen opioidlerin (encephalin, dynorphin, endorphin ve endomorphin) ve serotonin rolünü destekleyen deneysel kanıtlar bulunmaktadır. Akupunktur Analjezisinin nöral mekanizmaları Positron emisyon tomografi (PET) çalışmaları ile de gösterilmiştir. Akupunktur uygulaması sonrasında beyinde mü reseptörlerinde opiodlerin bağlanmasındaki artış bu çalışmalarla ortaya konmuştur.
  Ayrıca, fMRI çalışmalarında basal anterior beyin, limbik sistem ve affektif ve somatosensoryel fonksiyonlar ile ilişkili beynin diğer alanlarının aktivasyonu da gösterilmiştir. Serebral nörotransmitterler olan Capicolaminas ve Cerotoninas’ın salınımı analjezik, adale gevşemesi, antienflamatuar, hafif anksiyolitik ve antidepresan etkiler oluşturabilmektedirler. Elektroakupunktur periferik opioid peptidler yolu ile oluşan antinosisepsiyonu uyarmaktadır. Beta endorfin gibi endojen opioid peptidler akupunkur analjezisi İle ilişkilidirler. Bunlar periferal enflamatuar alanda bulunan periferik sensoryel nöronlarda ki gibi spinal kordda opioid reseptörleri aktive ederler.
  Opioid içeren lökositler enflame olmuş dokuya göç ederler ve endorfin, met-enkafalin ve dynorfin A gibi opioidleri salgılarlar. Böylece periferik nosiseptif nöronlar üzerinde opioid reseptörlerini bağlayarak antinosisepsiyonu oluştururlar.

  Dünya Sağlık Örgütü’nün Kabul Ettiği Akupunktur Endikasyonları

  *  Bel ağrısı
  *  Boyun ağrısı
  *  Siyatalji
  *  Tenisçi dirseği
  *  Diz ağrısı
  *  Omuz çevresi artiriti
  *  Burkulma ve adale spazmı
  *  Yüz ağrısı
  *  TMJ ağrısı
  *  Baş ağrısı
  *  Diş ağrısı
  *  Renal kolik
  *  Akut ve kronik gastrit
  *  Romatoid Artrit
  *  Doğumu başlatma
  *  Doğum esnasında geliş manevraları
  *  Sabah hastalığı
  *  Bulantı ve kusma
  *  Postoperatif ağrı
  *  İnme-felç
  *  Esansiyel hipertansiyon
  *  Primer hipotansiyon
  *  Lökopeni
  *  Radyasyon/kemoterapi reaksiyonları
  *  Allerjik rinit
  *  Yüksek ateş
  *  Bilier kolik · Depresyon
  *  Akut basiller dizanteri
  *  Primer dismenore
  *  Akut epigastralji
  *  Peptik ülser
  *  Ameliyat ve kemoterapi sonrası görülen bulantı ve kusmalarda · 
  *  Diş ağrısında

  Dünya Sağlık Örgütü’nün Kabul Ettiği Akupunktur Endikasyonları

  *  Akut bel ağrısı
  *  Duygusal algılama eşiğini yükseltmek
  *  Akut inme
  *  Boyun ağrısı
  *  Günübirlik anestezi
  *  Obezite
  *  Anksiyete
  *  Menopoz dönemi ve sonrası uykusuzluk
  *  Aromatik baskılayıcılar ile ortaya çıkan eklem ağrıları
  *  Kalça ağrısı
  *  Erişkinlerde görülen astım
  *  İnme sonrası uykusuzluk
  *  Hamilelik döneminde bel ve kasık ağrıları
  *  Kanser ağrısı
  *  İnme sonrası omuz ağrısı
  *  Kanserle ilişkili tükenmişlik hissi
  *  İnme sonrası adele sertliği
  *  Kabızlık
  *  Travma sonrası stres bozukluğu
  *  Beyin cerrahisi anestezisi
  *  Prostat iltihabı ve kronik kasık ağrısı
  *  Depresyon (antidepresanlar ile birlikte)
  *  Kalın bağırsak kanseri ameliyatı sonrası iyileşme
  *  Göz kuruluğu
  *  Huzursuz bacak sendromu
  *  Hipertansiyon (ilaçlar ile birlikte)
  *  Şizofreni (antipsikotik ilaçlar ile birlikte)
  *  Uykusuzluk
  *  Siyatik ağrısı
  *  Irritable bağırsak sendromu
  *  Omuz sıkışma sendromu
  *  (erken dönemde egzersiz ile birlikte)
  *  Doğum sancısı
  *  Omuz ağrısı
  *  Lateral dirsek ağrısı
  *  Sigara bıraktırma (yaklaşık 3 ay)
  *  Menapoz dönemi sıcak basmaları
  *  İnme rehabilitasyonu

  Kanser Ağrısı

  Nonspesifik ileri evre kanserlerde ağrıyı ve opioid kullanımını azalttığı belirtilmektedir. Ayrıca Kemoterapi sonucu oluşan bulantı ve kusma ile diğer yan etkilerin ortadan kaldırılması için de akupunkturun kullanılması önerilmektedir.

  Ameliyat Sonrası Ağrı Tedavisi

  Akupunkturun postoperatif birinci günde ağrıyı ve opioid kullanımını azalttığı belirtilmektedir. Böylece, postoperatif ağrı tedavisinde adjuvan tedavi olarak akupunkturun kullanılması önerilmektedir.

  Sonuç Olarak

  Modern tıbbi uygulamalarla etkili sonuç alınamayan yukarıdaki birçok kronik hastalıkta, akupunktur tedavisiyle daha iyi ve etkili sonuçlar alınabilmektedir. Ömür boyu ilaç kullanımını veya cerrahi girişimi gerektiren bu tür hastalıklarda öncelikle akupunktur tedavisinin denenmesi önemlidir. Hiçbir yan etkisi olmayan akupunktur tedavisiyle etkili bir sonuç alınırsa hem cerrahi işlemlerle gereksiz ağrı ve doku zararı hem de sürekli ilaç kullanımı ve bu ilaçların olası yan etkileri önlenmiş olmaktadır.